PARAYI SINIRLAYAN 4 İNANÇ VE DÖNÜŞTÜRME TAKTİĞİ

Bu aralar para hakkında baya düşünüyorum.


Covid-19 etkisiyle belirsizlik her daim gündemde. Para endişesi ortalamada emin adımlarla yükseliyor. Ve bu gerçek bir durum. Kabul ediyorum. Bende kolumu kaptırdım bir ara.


Bloglarımda ve eğitimlerimde bahsettiğim yöntemlerle parayla sağlıklı ve sevgi dolu bir ilişki kurmayı yeniden başardım.


Parayla sağlıklı bir ilişki kurmak çok önemli. Bir yerde hayatımızı sürdürmenin en önemli kaynaklarından biri.


  • Peki para konusunda hiç kendini sabote ettiğini düşündün mü?

  • 6,7, 8 sıfırlı gelirlerden seni çocukken sahiplendiğin hangi inançlarının alı koyduğunu merak ediyor musun?


Eğer öyleyse bu blog postuma bayılacaksın. Çünkü para savar dört inancı fark edeceksin/hatırlayacaksın. Ve hepsini dönüştürmen için bonus pratik aksiyon çalışma kitapçığımı alacaksın.



ÖNCELİKLE ŞUNDA BİR NETLEŞELİM!


Para daha büyük, daha etkili, daha katkı yapan versiyonumuza geçmemiz için YALNIZCA BİR ARAÇ. Yani para ne negatif ne de pozitif. Yalnızca bir araç.

Ve biz bu aracı hem kendimizin hem de başkalarının hayatında pozitif değişim yapmak için kullanabiliriz.


Eğer şu dönemlerde aşırı bir finansal kaos içindeysen yani;


  • “Erzağımı nasıl alacağım?”

  • “Nasıl kiramı ödeyeceğim?”

  • “Kredi zamanım geldi, ne halt edeceğim şimdi? “ gibi…

Bu yalnızca yaratıcılık hırsızı. Doğuştan zaten kapasitende olan fırsat kurutucusu Enerji emici. Hayatının bütünsel mahvedicisi.


Yani parayı bir araç olarak görmek hedeflerini gerçekleştirmek ve etki yaratmak için SON DERECE gerekli.


Finansal kör düğüm döngüleri karşısında “YETTİİİ” diye avazın çıktığı kadar bağırasın geliyorsa güzel bir haberim var. Bu döngüden çıkmak senin elinde, koşulların merhametinde değil.




1.İNANÇ-BENİM DEĞİL ONUN SORUMLULUĞU


  • “Müdürüm lütfen bana zam yapar mısınız?”

  • “Gelecekteki beyaz atlı prensim kesin bu borçlarımın bir çaresine bakar, daha iyi koşullar sağlar”

  • “Annemlere söyleyeyim, prensesim üzülmesin diye ceplerinde ne varsa nasılsa verirler”

Üç beyanın da ortak noktası finansal gerçekliğinin sorumluluğunu almamak. Ya da yaşadığın durum için bir başkasını suçlamak.

Ben hiçbir zaman kiramı ödeyememe ya da yemeğimi nasıl alacağım sıkıntısı yaşamadım. BUNU AİLEM YARDIM ETTİĞİ VEYA MİRAS KALDIĞI İÇİN YAŞAMADIM.


Kazancıma göre yaşıyordum. Çünkü borçlu olmaktan ödüm kopuyordu. Bu güzeldi ama bir yerde yine finansal kaos içindeydim. Bir şey harcarken, kendime keyfi bir şey alırken kalp krizi geçirecek gibi olurdum. Veya ekstra bir şey bozulsa, ekstra bir masraf çıksa. Çünkü ancak hayatıma sınırlı miktarda para girebileceğine inanıyordum. Bunun sorumluluğu benim için ilk başlarda az maaş veren şirketimdi. Ve semptomuysa 49 derece yetersizlik hissiydi. Hayatıma yansıması ise Dolayısıyla kel alaka çıkan ekstra masraflardı.


Yani ne zaman sorumluluğumuzu almıyoruz, gerçek potansiyelimizi hissetmiyoruz. Deneyimimiz ise yetersizlik oluyor.

2.İNANÇ-PARAYLA ARAM BOZUK

Hiç şunu görmemişsindir. Doğduğunda yürüyen ve konuşan bebek. Bunların hepsini biz sonradan öğrendik. Buna “parayla aram iyi değil” düşüncesi ve pek çok benzeri inanç dahil.


Çok iyi bildiğin gibi inançlar aksiyona, düzenli aksiyonlar da alışkanlığa dönüşüyor. Ve alışkanlıklarımız da hayatımızın içeriğini yani sonuçları yaratıyor.


Bu çok basit bir hayat denklemi...


“Parayla aram iyi değil” dediğinde yaptığın tek şey finansal başarısızlığa odaklanmak. Ardından da BİNGO!


Odaklandığın Gerçekleşiyor.


Bu ve benzeri inançları değiştirmek için kendine güvenini artırıcı küçük aksiyonlar alabilirsin.



Ben mesela her gün paramın takibini yapıyordum. Banka hesabımda, cüzdanımda ne kadar var hepsini kuruş kuruş yazıyordum. Toplamda çıkanı şu mantra ile kutluyordum:

“Çok teşekkürler, ne zenginim, geldiği yerde olan dahası var. Kendim için buna iznim var. “

Yani olay para ile ilişkini değiştirmekte bitiyor. Parana ne kadar özenirsen, sana da bu ölçüde para akışı olacak.


Çünkü her şey enerji günün sonunda. Bunu bilim ve spritüal kanal bilgileri de söylüyor.


Diyelim sevgilini aramıyorsun, sormuyorsun, nerede bilmiyorsun, yalnızca işin düştüğünde otomatik mesajla talebini iletiyorsun. Bu iletişimle o kişi 2 hafta hayatında kalıyorsa ona helal olsun!



3.İNANÇ-ONA GICIĞIM


Birisini sende olmayan bir şeye sahip olduğu için, onu kolayca elde ettiği için yargıladığında olan şu:


Hayatının refah seviyesi hanesi baremimin pıt pıt aşağıya inmesi. Çünkü tek yaptığın “bende yok” titreşimi yaymak.


Sonuçta daha çok bereketsizlik hayatına çekiyorsun. Bereketten emin adımlarla uzaklaşıyorsun.


Mesela ben önceden baba parasıyla sefa sürüp fütursuzca harcama yapma imkanı olanlara uyuz olurdum.


Yani ;


  • “Kira ve faturalar mı? Babam ödüyor.”

  • “Yemek mi? Annem pişirip yolluyor.”

Ve “para yetersizdir, onlar hak etmedi” diye süper bilgece (?!?) yayın yapıyordum. Yani dikenli kazığa oturup can acısından geberen yalnızca bendim.


4.PARA İNANCI-YETERLİ DEĞİLİM

  • “Onlarla aynı kariyer alt yapım yok.”

  • “Aynı fırsatlar karşıma çıkmadı.“

Tanıdık geliyor mu?


İşte bu seni “para bereketi oyununun” dışına atıyor.


Sen ne kadar çevrene değer katarsan kat, ne verirsen ver, kendine, yaptıklarına değer vermezsen sana da bunu yansıtan kişileri hayatına çekersin:


Hani derler ya, “saçımı süpürge ettim, bana şu yaptıklarına bak…”

Yani kendi değerini görmüyorsan sana finansal ya da farklı bir alanda katkı yapılmasını bekleyemezsin. Dolayısıyla finansal kaostan çıkmanın en önemli adımı:


KENDİNE DEĞER VERMEK.


“Kendini sevmek her şeyin başı” deyişini eminim çok duymuşsundur. Klişe gelebilir, anlıyorum.


Çünkü bana da süper ezoterik geliyordu. Ve bunu parayla aynı denkleme oturtamıyordum.


Ama gerçekten işe yarıyor. Çünkü her şeyin temelinin kendini sevmek olduğunu deneyimledim. Kendini sevdikçe bereketin nasıl arttığını gördüm.


Örneğin, bu bloğu hazırladım. Ve bunu okuyan, dinleyen ve çalışma kitabının üzerinden geçen birisinin hayatına
finansal özgürlük konusunda bir değer katmış oluyorum. Ve ben bunu kendime hatırlattıkça ve taktir ettikçe BAKIŞ AÇIMIN KENDİME DEĞER KASINI otomatik olarak geliştiriyorum.

Bir yerde nezaket kıvılcımı gibi de düşünebilirsin. Kapına gelen sucuyu yaptığı hizmetinden ötürü taktir etmek. Birisinin kendini önemli hissetmesine yardımcı olduğun için kendini taktir etmek.


Sonuçta hem iş hayatında, hem de insan olarak bizi daha iyi versiyonumuza şiddetli ölçüde taşıyor.


Para değer katmak ve birisine sağladığı değerin karşılığını ödemekle ilgili.


Mesela diyelim herhangi bir eğitimime katıldın. Ödemeni yaptın. Bu yalnızca benim sağladığım bir değer karşılığında sendeki bir değeri değiş tokuş yapman. Hayatında kocaman bir değişim yapman için değer alıyorsun ve sonrasında enerji akışını sağlamak için geri bir değer veriyorsun(al-ver dengesi).


Suyu düşün sürekli durursa bir yerde yosun tutar. Hayat da aynı. Akışta olmazsan giren berekette olmaz.


Bereket odağı sorusu şu: “Nerede değer katabilirim? Nerede birisine yardımcı olabilirim?"


Ardından tüm akış yeniden harekete geçer. Başkasının hayatına değer kattıkça daha bereketli olursun.


Burada yazan ve yazmayan para savar inançları dönüştürdüğünde sana geri gelecek bereket finansal da olabilir veya başka bir şeyde.


Çünkü bereket pek çok formda. Sağlığımız, ilişkilerimiz, iç huzurumuz, zihin dinginliğimiz…. Yani zengin ve refah içindeki bir hayat banka hesabında olan miktarın çok daha ötesinde.


Peki seni paradan uzak tutan ne? Refah seviyeni artırmak için sıradaki adım ne?


Para ilişkini bir üst bereket seviyesine taşımana destek olmak için stratejik aksiyon çalışma kitabı hazırladım. Görsele ya da buraya tıklayarak indirebilirsin.



Şimdiden paylaşımların için, nezaketin, şefkatin ve dürüstlüğün için çok teşekkür ederim. Bu paylaşımları yapmamın sebebi sensin!




Ayrıca para konusunda daha derin bir çalışmaya seni davet ediyorum!


19-27 Aralık arasında farklı tarihlerde Para webinarıları veriyorum.


Eksi bakiye finansal kaoslardan çıkıp sağlıklı ve artan momentumlu para ilişkisi geliştirmen için hazırladığım bu webinarın detaylarına buradan ulaşabilirsin.


Ve bu blog sana faydalı olduysa sayfanın yukarısındaki ve aşağısındaki “…” işaretine tıklayarak paylaşırsan çok şükran dolu olurum.

Ve bir sonraki bölüme kadar motive, odaklı ve kendi hayallerini yaratma gücüne inancın tam kal.



Haftaya görüşmek üzere!


🧡

Tuğçe




348 görüntüleme0 yorum