mailmunch-forms-widget-1001238
 

KÖPEK BALIKLARINA MEYDAN OKUYAN KIZ: BETHANY HAMILTON

Başına korku filmlerinde gözlerimizi kapatarak izlediğimiz sahne geldi. Bir anda oluverdi. Beklenmiyordu. Ancak kabuslarda olurdu. Ama onun için gerçekti.


Kendisiyle Soul Surfer adlı filmi izlerken tanıştım. Yalnızca 13 yaşındayken kaplan köpek balığı sol kolunu ısırdı. Ve o 4 hafta sonra okyanusa geri döndü. Yeniden sörf yapmayı öğrendi. Çünkü tek kolla her şey değişiyordu. Asla vaz geçmedi. İki sene sonra uluslararası bir unvan kazandı. Pek çok ilham dolu projeye imza attı. Şimdi ise çocukları ve eşi ile Hawaii’de yaşıyor.


Bugün Bethany Hamilton’dan bahsetmek istiyorum. Kendisi inancın, adanmışlığın ve hayattan keyif almanın bir simgesi. Ben dahil pek çok kişiye ilham oldu.

Hepimiz hayatta büyük dalgalarla yüzleşiyoruz. Altında kalıyoruz. Boğulacak gibi oluyoruz. Köpek balıklarına bizim için çok önemli şeyleri feda ediyoruz. Eğer sende böyle bir şey yaşadıysan ya da şuan hayatında deneyimliyorsan bugünün bölümü tam da sana göre.







Bethany’i büyürken annesi çok etkilemiş.


“Bence Tanrı onun aracılığıyla beni olacaklara hazırladı. Bir şeye aşırı odaklanırsan bu hayat enerjisini tüketebiliyor. Sağlıksız oluyor,” diyor.

Ve Bethany kendisiyle sörf arasında böyle olumsuz bir bağlantının olmasını istememiş. Kendisi olaydan iki hafta öncesindeki düşüncelerini şu sözleriyle anlatıyor:


“Okyanusu seviyordum, kendimi zorlamayı seviyordum. Yani profesyonel olayım olmayayım her zaman sörfü yapmaya devam edecektim. Ama 13 yaşında şunu fark etmiştim. Bu dünyanın sörften fazlasına ihtiyacı var. Ve annemle bunun için dua ettik.”

Bu içsel diyalogdan iki hafta sonra köpek balığı kolunu ısırmış. Ama o hep şuna inanmaya devam etmiş:


“Hayat benim şuan anlayabileceğimden daha fazlası.”

Ve yaşadığı için şükretmeye devam etmiş. 4 hafta sonra da tekrardan okyanusa geri dönmüş.


Peki onun devam etmesini sağlayan güç neydi?


Hastanedeyken büyük abilerinden birinin arkadaşı onu rahatlatmak ve desteklemek için ziyarete gelmiş. Ve o çocuk da birkaç sene önce bacağını kaybetmiş. Ardından tek bacakla nasıl sörf yapılacağını öğrenmiş. Bethany’e sabahtan sörf yapmaya gittiğini ve tek kolu üzerinde kalkıp sörf yapılabilme deneyimini anlatmış.


Bethany bundan çok etkilenmiş ve sörf tutkusunu ve coşkusunu yeniden hissetmek istemiş. Sonunda sörfe sevgisi onun köpek balığı korkusundan üstün gelmiş.


“Artık suya dönmeye hazırım!” demiş ailesine.

Okyanusla yeniden buluşması çok güzelmiş. Tüm arkadaşları kıyıdaymış. Evet nasıl sörf yapılacağını biliyormuş. Ama her şeyi yeniden öğrenmesi gerekmiş.




Bu yüzden babası ona her zaman kullandığı küçük sörf taftası yerine büyük bir tane getirmiş. İlk dalgası geldiğinde becerememiş. Alabora olmuş. Babası ona artık elini sörf tahtasının kenarına değil tam ortasına koyması gerektiğini söylemiş. Babasının tavsiyesini dinlediğinde ayağa kalkıp kıyıya kadar gelebilmiş.


Mutluluktan ağlıyormuş. Evet köpek balıkları hala oradaymış. Ama okyanus onun iyileşme yeriymiş. Onun huzurlu, özgür ve kendisi olabildiği yer.


Ve pek çok kişi ne kadar başarılı olsa da yine içinde geride kalmışlık hissini taşıyor. Hangi koşul ve yaşta olursa olsun bu fark etmiyor. Ve şuan global pandeminin ortasındayız. Pek çok kişi işi, kazancı, günlük rutinleri, amaçları ve hayalleri için bir şey yapmamanın, ilerlememenin sorumlusu olarak covidi tutuyor. Hepimiz bir şeyler kaybettik. Evet belki kolumuzu köpek balığına kaptırmadık. Ama kendimize göre pek çok önemli şey hayatımızdan çıktı.


Ama çözüm asla şikayet etmek değil. Berbat durum senaryoları yalnızca senin başına gelmiyor. Ve istersen illaki çıkış noktası var. Aynı Bethany’nin yaptığı gibi.


Çözüm durumu zarafetle kabul etmek. Sabırlı olmak.


Ne kadar çabalarsak çabalayalım illa ki problemler olacak. Bu kaçınılmaz. Bunun olmamasını beklemek aslında büyük acı ve hayal kırıklığı. Ama günlük olarak hayatımızda olanlara şükranımızı hissetmek, hayatımızda bize anlamlı gelen şeylere bağlanmak, amacımıza kendimizden daha büyük bir şeye hizmet edecek bir çıta eklemek.


Mesela ben önceden problemlerden korkardım. Olma ihmali beni endişelendirirdi. Ama sonradan şunu fark ettim: Bu hayatın bir parçası. Aslıda problemler korkup kaçılacak bir şey değil. Tam tersi kutlanacak bir şey. Çünkü nerede problem varsa, orada çözümü de var. Ve çözümümüzü bulurken şu harika şeyi yapıyoruz:


Kendi yaratıcılığımızla, bilgeliğimizle bağlantıya geçiyoruz.


Engeller hep olur. Ve bu engeller bir tek senin başına da gelmiyor. Ve bence bunun kurbanlığını yapmak dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünmek.

Ama kendi çözümünü bulup üstesinden her zaman gelebilirsin.


Aynı Bethany gibi.




O 17 senedir tüm dünyaya ilham oluyor. İlk başlarda bu onun için hiç kolay olmamış. Çünkü sürekli ilgi odağı olmak karakterine tersmiş. Bu sıralarda küçük çocuklardan mektuplar almaya başlamış. Okyanusa dönmesinin onların da hayatlarındaki pek çok zorluğun üstesinden gelmesine ilham olduğunu görmüş. Ve işte o zaman annesiyle yaptığı duanın gerçekleştiğini anlamış.



Ve aslında bu yaptığı ona göre son derece doğalmış. Yalnızca arkadaşlarıyla beraber olmak ve okyanusta takılmak istiyormuş. Ünlü olmak, herkesin merceğinde olmak asla aklında yokmuş. Ama zamanla yaşadığı durum içindeki güzelliği görmüş. Ve hikayesiyle pek çok açıdan onur duymuş.


Herkesin katkı yapabileceği bir şey var. Bunun illa Bethany’ninkisi gibi olmasına gerek yok. Ben bazen köyünden şehre göç etmiş ve para kazanmak için evlere yemek yapmaya giden yaşlı bir kadının hikayesinden muazzam ilham alabiliyorum. Bunu hissetmemin sebebi kalpten bağlantı kurmak.


Bunun için öncelikle kendini kabul et ve sonrasında yaptıklarınla kendinden daha büyük bir şeye hizmet etmeyi seç. Karar alırken içindeki sesi dinle.



Bethany her zaman rekabetçi sporlardan hoşlanmış. Pek çok açıdan zorlayıcıymış. Mücadelelerle doluymuş. Ama 22 yaşına geldiğinde ara vermek istemiş. O sıralarda Soul Surfer filmini yapıyormuş. Kocasıyla da o dönemde tanışmış. Ama yine de içinde o kadar çok çalıştığı ve yatırım yaptığı bir şeyi bıraktığının ve istediği başarıya ulaşamadığının hissi varmış.



Ardından bir film yapımcısıyla tanışmış. Böylece Unstopable belgeselinin çekim yolculuğu başlamış.


Ve bu proje esnasında ilk oğluna hamile kalmış. Evet zorlayıcı olmuş. Çünkü çok yoğunmuş ve projenin ortasındaymış. Bırakmak istemiş. Ama şöyle düşünmüş:





“Projeye iki kişi başladık ve şimdi üç kişilik aileyle devam ediyoruz”

Bakış açısı hep şu olmuş:


“Kolay olması gerekmiyor, mümkün olması yeterli.”

Bu kadar disiplinli olmayı ona sörfün öğrettiğini söylüyor:


“Okyanus son derece zorlayıcı. Bazen seni alabora edip sahile gönderebiliyor. Ve ne kadar atletik olursan ol, ne kadar zihinsel olarak güçlü olursan ol bu acı eşiklerinden geçiyorsun.“

Ve bir sonraki başarının ne zaman geleceğini asla bilemezsin.


Hayatı bir okyanus, dalgaları da hayatta sahip olmak ve yapmak istediklerin olarak düşün. Okyanusta bir dalga giderse, her zaman yenisi gelir. Hayatta da böyle.


Bazen önüne çok büyük bir fırsat gelir. Korkarsın. Aynı bir sörfçünün yüzleştiği büyük dalgalar gibi. Ama korkunun üstesinden gelip dalgayı yakaladığın an her şey değişir. Çünkü hediyeleri de gelir.


Peki büyük dalgaları karşılayıp sörf yapma korkumuzu nasıl yeneriz?


Kendine güvenini inşa ederek. Kendine güven illa ki birden olmuyor. Bu adım adım bir süreç. Büyük hata ise şu: Hayalindeki kocaman dalgalarda sörf yapmak için ilk önce büyük dalgalarla çalışmaya başlamak. Eğer bunu yaparsan yolculukta fena halde güvenin kırılacak. Ama küçük dalgalarla başlayıp, başarılarını kutladıkça, kendinin yapabildiğini gördükçe inancın artacak.


Mesela ben ilk nefes terapistliği yapmaya başladığımda tam bir paniktim. Şimdiki güvenim elbette yoktu. Ama zamanla blokajları bulmakta kişinin nefesini anlamakta çok iyi olduğumu fark ettim. Adım adım ilerledi.




Ve 2020 hepimiz için farklı açılardan zorlayıcı oldu. 2021’de de benzer süreç devam ediyor. Kendimden ve çevremden biliyorum. Benim için evde kalmak hiç sorun değildi. Ama başka açıdan beni zorladı. Yalnız yaşadığım için hastalanırsam ne yaparım kim bana bakar endişesi geldi. Ama bu durum bir başkası için aynı değil. Onun için de bana problem olmayan şey problem oluyor.







Sonuçta durum herkes için ne olursa olsun aynı Bethany’nin yaptığı gibi pozitife, yapabileceğimize, katacağımız ilhama odaklanmanın harika olduğunu düşünüyorum. Yani iyiyi araştırmak. Neşelenmeye, birbirini taktir etmeye, anlamaya, karşılıklı güzelliklerimizi görmeye her zaman ihtiyacımız var.



Bu dönem elbette geçecek. Ama önemli olan koşullar, durumlar değil. Önemli olan bizim o durum içindeki tutumumuz. Kim olmayı seçtiğimiz. Nasıl katkı yapmayı, nasıl anlam yaratmayı, ne odakla devam etmeyi seçtiğimiz.



Umarım Bethany nin hikayesi ilham olmuştur.


Ve bugün benim anlatacaklarım bu kadar. Hadi paylaş o halde,


1-Sana ne ilham verdi?

2-Hayatında hangi alanda çözüm olmayı ve farklı bir tutum sergilemeyi seçtin?


Ve bu içeriğim hoşuna gittiyse paylaşım butonlarına tıklayarak çevreni de haberdar edersen çok sevinirim. Çünkü bence dünyayı ilhamı yaydıkça değiştirebiliriz ve başkalarının hayallerinin gerçekleşmesine katkıda bulunabiliriz.












Burada olduğun ve bu güzel topluluğun büyümesine yardımcı olduğun için çok teşekkürler.


Haftaya yine görüşmek üzere!


Tüm kalpten sevgilerimle,

Tuğçe

💖







58 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör